Duyurular

Radikal Gazetesi Yazarı Altan ÖYMEN'in CHP'nin Yeniden Açılış Öyküsü Kitabı hakkındaki yazısı için tıklayınız

Sabah Gazetesi Yazarı Yavuz DONAT'ın CHP'nin Yeniden Açılış Öyküsü Kitabı hakkındaki yazısı için tıklayınız

TESAV Yayın arşivine ulaşmak ve online sipariş vermek için tıklayınız.
Kitaplarımız

12 Eylül 2010 Halk Oylaması

1961’DEN GÜNÜMÜZE HALK OYLAMALARI

1961-2010 yılları arasında 6 kez halkoylamasına başvurulmuştur.

Yeni Anayasaların Kabulüne İlişkin Halkoylamaları

9 Temmuz 1961. 1961 Anayasasının Kabulüne İlişkin Halkoylaması.

7 Kasım 1982. 1982 Anayasasının Kabulüne İlişkin Halkoylaması.

1982 Anayasasında Yapılan Değişikliklerin Kabulüne İlişkin Halkoylamaları

  • 6 Eylül 1987. Siyasal yasakların kaldırılması için Anayasanın geçici 4’üncü maddesinin iptaline ilişkin halkoylaması.

  • 25 Eylül 1988. Yerel Yönetimler Genel Seçimlerinin, TBMM tarafından 1 yıl kadar önceye alınabilmesi için Anayasanın 127’nci maddesinde yapılan değişiklik ile ilk yerel yönetimler genel seçiminin 13 Kasım 1988’de yapılmasına dair geçici maddenin kabulüne ilişkin halkoylaması.

  • 21 Ekim 2007. Milletvekili Genel Seçimlerinin 4 yılda bir yapılması, toplantı yeter sayısının 184 olması, Cumhurbaşkanının halk tarafından 5 yıl için seçilmesi, bir kişinin iki kereden fazla seçilmemesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yönetimi ve denetiminin de Yüksek Seçim Kurulu’nun görev kapsamına alınması amacıyla Anayasanın 77, 79, 96, 101 ve 102’nci maddelerinde yapılan değişikliklerin kabulüne ilişkin halkoylaması.

  • 12 Eylül 2010. Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden yapılandırılmasını konu alan hükümleri de içeren 26 Maddelik Anayasa değişikliği paketine ilişkin halkoylaması.


Halkoylaması Sonuçları

Halkoylamalarında alınan sonuçlar Tablo 1 ve Tablo 2’de gösterilmiştir.





(1) 1961 ve 1982’de yeni Anayasalar halkoylamasına sunulmuştur.
(2) 1987’de 1 maddelik, 1988’de 2 maddelik değişiklik için halkoylamasına başvurulmuştur. 2007’de 5 maddelik, 2010’da ise 26 maddelik değişiklik için halkoylamasına gidilmiştir.
(3) En düşük katılım 2007’de, en yüksek katılım ise 1987’de gerçekleşmiştir.
(4) 6 halkoylamasının 5’inde ‘Evet’, 1’inde ise (1988) ‘Hayır’ oyları fazla çıkmıştır.
(5) Evet oranlarının en yüksek düzeyde gerçekleştiği halkoylaması 1982’de, en düşük düzeyde olduğu halkoylaması ise 1987’de yapılmıştır.

1982 ANAYASASI

1982 Anayasası Hangi Koşullarda Hazırlandı / Oylandı?

Ara rejim döneminde,
Bir önceki döneme, dolayısıyla 1961 Anayasasına tepkili bir yaklaşımla,
Siyasi partilerin kapatılmış olduğu bir ortamda, siyasi kadrolar dışlanarak ve tartışma dar bir kesime sıkıştırılarak,
Hayır Kampanyası yasaklanarak.

Bu koşullarda hazırlanan anayasa, özgürlükler yerine otoriteyi öne çıkaran, devleti bireye karşı koruyan bir karaktere büründü.

Siyasî partiler, akademik çevreler, medya, STÖ’ler, meslek odaları ve sendikalar 1982 Anayasasının ülkenin koşullarına uygun olmadığını, üzerinde değişiklikler yapılması gerektiğini, ilk günden itibaren dile getirdiler.

Ne var ki, değişikliklerin hayata geçirilmesi gecikti. İlk değişiklik ancak 17 Mayıs 1987’de gerçekleştirilebildi.

1982 Anayasasında Ne Ölçüde Değişiklik Yapıldı?

Anayasadaki madde sayısı : 177 + 16 Geçici madde

İlk değişiklik tarihi : 17 Mayıs 1987

Son değişiklik tarihi : 7 Mayıs 2010

Değiştirme sayısı : 17 kez (10’u AKP Döneminde)

Değişiklik yapılan madde sayısı : 105 + Başlangıç + 2 Geçici

Birden çok değiştirilen md. sayısı : 11 + Başlangıç

Kaldırılan madde sayısı : 6 (52, 143 + Geçici Madde 4, 15, 18, 19)

Eklenen madde sayısı : 3 (Geçici Madde 17, 18, 19)

Anayasaya işlenemeyen md. ler : 2 Geçici Madde

Toplu değişiklikler (5 ve daha fazla maddeyi içeren)

23 Temmuz 1995’te : Başlangıç + 14 madde

3 Ekim 2001’de : Başlangıç + 31 madde + 1 Geçici madde

7 Mayıs 2004’te : 10 madde

29 Ekim 2005’te : 5 madde

21 Ekim 2007’de : 5 madde

7 Mayıs 2010’da : 26 madde

7 Mayıs 2010 Tarih ve 5982 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik (26 Madde)

Yürürlük : 1 madde

Kaldırılan Maddeler : 1 madde

Geçici Maddeler : 1 madde (Geçici 18 ve 19)

Değiştirilen Maddeler : 23 madde

(Anayasa Mahkemesine ilişkin : 4 madde + 1 Geçici madde

HSYK’ya ilişkin : 1 madde + 1 Geçici madde)

12 EYLÜL 2010 HALKOYLAMASI / SAYISAL SONUÇLAR

Gümrük Kapılarındaki Oylar Hariç

Kayıtlı Seçmen Sayısı : 49.495.493

Oy Kullanan Seçmen Sayısı : 38.172.800

Katılma Oranı : % 77,12 (61 il ortalamanın üzerinde, 20 il ise altındadır)

Geçerli Oy Sayısı : 37.449.300

Geçerli Oy Oranı : % 98,10

Evet Oyları : 21.667.427 (% 57,9) (62 ilde Evet çıktı)

Hayır Oyları : 15.781.873 (% 42,1) (19 ilde Hayır çıktı)

Evet-Hayır Oy Farkı : 5.933.315

Gümrük Kapılarındaki Oylar

Kayıtlı Seçmen Sayısı : 2.556.335

Oy Kullanan Seçmen Sayısı : 196.299

Geçerli Oy Sayısı : 194.737

Geçersiz Oy Sayısı : 1.562

Geçerli Oy Oranı : % 99,20

Evet Oyları : 119.817 (% 61,5)

Hayır Oyları : 74.920 (% 38,5)

Evet-Hayır Oy Farkı : 44.897


Katılma Oranları

En Düşük Katılma Oranı : Hakkâri (% 9,05)

En Yüksek Katılma Oranı : Burdur (% 89,30).















GENEL DEĞERLENDİRME

176 maddeyi içeren Anayasamızda, 1987 yılından günümüze kadar 17 kez değişiklik yapılmış ve 100’ü aşkın madde yeniden düzenlenmiştir. Bu arada bazı maddelerde 2, bazı maddelerde ise 3 kez değişiklik yapılmış olduğunu da anımsatalım. Maddelerinin yüzde 60’ı değiştirilmiş bir Anayasanın, başlangıçtaki içeriğinden hayli uzaklaşmış olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Son halkoylamasında, geçici maddeler ve yürürlük maddesiyle birlikte 26 madde değişikliğini içeren bir paket oya sunulmuş, seçmenlerin bunların tümüne birden Evet ya da Hayır demesi istenmiştir. Tartışma konularından birisi, böyle bir toplu oylama zorunluluğudur.

Bu maddelerden 5’i Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden yapılanmasına ilişkin değişiklikleri içermekteydi. Diğer hükümlere ilişkin düzenlemelerin genelde kabule değer olduğunu söyleyen muhalefet partileri ve diğer Hayır’cı çevreler, yargı alanındaki bu düzenlemeler nedeniyle pakete karşı olduklarını açıklamıştır. Bunun nedeni, yeni düzenlemelerle bu iki kurumun, yürütme erkinin etkisi altına girmesi ve bunun demokratik rejim açısından doğuracağı sakıncalardı.

Kampanya

Anayasa dışında herşeyin tartışıldığı kampanya bir çeşit güvenoylamasına dönüştürüldü. Gerilimi yüksek bir ortamda sürdürülen tartışmalar uslup ve içerik açısından düşük düzeyliydi.

Seçmenlerin çoğunluğu Anayasa değişikliklerinin içeriğini öğrenemeden sandığa gitti ve çok sayıda maddeye aynı anda Evet veya Hayır demek zorunda kaldı.

İktidar, sonuç alabilmek için bütün devlet olanaklarını (Merkezi ve Yerel Yönetimler) kullandı.

Evet – Hayır Cephesi

  • Evet cephesine katılan partilerin 29 Mart 2009’da yapılan İl Genel Meclisi seçimlerindeki oylarının toplamı 18,618 bin iken evet oyları bu kez 21,677 bin olmuş, cephenin oyları 3 milyon 48 bin artış göstermiştir.

  • Hayır cephesinde ise, artan seçmen sayısına karşın, 3 milyon oy kaybı söz konusudur. Bu cephedeki partilerin 2009’daki oy toplamı 18,782 bin iken Hayır oyları 15,781 bin olarak gerçekleşmiştir.


Boykotçular Cephesi

Son halkoylamasında Evet – Hayır’cıların yanında bir de Boykotçular Cephesi yer aldı. Bilindiği gibi BDP halkoylamasında taraftarlarının sandığa gitmemesini istedi ve bunda bir ölçüde başarılı oldu. 2007 seçimlerinde DTP’nin birinci ve ikinci sıralarda olduğu 14 ildeki 4.305.225 kayıtlı seçmenin 2.098.292’si, yani yarısından azı, 2010 Halkoylamasında sandık başına gelmiş; bu illerdeki ortalama katılım oranı, yüzde 48,7’ye kadar inmiştir. Bu oran, Türkiye ortalamasının (% 77,1) 28,4 puan altındadır.

Tablo tersinden de okunabilir. Bütün telkinlere, baskılara ve tehditlere karşın yine de seçmenin yarısına yakın bölümü sandık başına gitmiştir.

Boykota katılan seçmenlerin ne kadarının bu kararı benimseyerek ne kadarının ise tehditlerden ve baskılardan yılarak sandık başına gelmediklerini bilemiyoruz, ama alınan sonucu küçümsememek gerekiyor. BDP’nin bölge seçmeni üzerindeki bu ağırlığının siyaset alanına bir biçimde yansıyacağı gerçeğini gözden uzak tutmamak gerekiyor.

Siyasi Coğrafya

Siyasi coğrafyadaki bölünmüşlük, halkoylamasında da kendisini göstermiştir. 2007 ve 2009’daki bölünmeler bu kez de gündemdedir:

Hayır’cılar büyük oranda Trakya ile Batı ve Güney kıyılarında,
Boykot’çular Güneydoğu Anadolu’da yer almıştır.

Yeni Anayasa İstekleri

Halkoylaması kampanyasından çıkan bir sonuç ta siyasî partiler başta olmak üzere, hemen hemen bütün toplum kesimlerinin yeni bir anayasa hazırlanmasının gereği üzerinde fikir birliğine varmış olmalarıdır.

Önümüzdeki 2011 seçim kampanyasında Anayasa konusunun ağırlıklı bir yeri olacaktır. AKP dışındaki siyasî partilerin bundan böyle bu konuda hazırlıklı olmaları, alanı AKP’ye bırakmamaları gerekmektedir. Anayasanın uzlaşma ortamında ve geniş katılımla hazırlanması konusunda da fikir birliğinin var olduğu gözlenmektedir. İş, gerçekleşmeye kalmıştır.

Uyum Yasaları

Kesinleşen anayasa değişikliklerinin hayata geçirilebilmesi için uyum yasalarının çıkarılması gerekmektedir.

Uyum yasalarının çıkarılması için TBMM’de uzlaşma komisyonunun kurulması, yeni dönemde hem gerilimin düşmesi hem de söz konusu yasaların sağlıklı bir biçimde çıkarılabilmesi açısından yararlı olacaktır. Ana muhalefet partisi CHP geçmişte bu komisyona katılmayı reddetmişti. Bu kez uzlaşma komisyonuna katılmamak bir yana, CHP başta olmak üzere, TBMM’deki muhalif partilerin AKP’yi bu yönde zorlamaları gerekmektedir.

Anayasa değişiklikleri, 2011 seçimleriyle oluşacak Mecliste yasalaşacağına göre ilk adım olarak seçim sisteminde değişiklik yapılması gerekiyor. Uygulanmakta olan yüzde 10’luk seçim barajı, seçmen eğilimlerinin Parlamentoya gereği gibi yansımasını önlemektedir. TBMM’de temsil edilmeyen oyların 2002 seçimlerinde % 45,3 oranına ulaşmış olduğu unutulmamalıdır. Oysa Anayasa değişikliklerini görüşecek bir Meclisin geniş bir temsil tabanına oturması zorunludur. Bunu sağlamanın yolu, ülke barajının % 5’e çekilmesinden geçiyor. Bir başka söyleyişle, 2011 seçimlerinde % 5’lik ülke barajının uygulanması, bu açıdan da zorunlu hale gelmiştir.

Başkanlık Sistemi

Bu arada, hemen bugünden tartışılmaya başlanan başkanlık sistemi üzerinde de kısaca durmak istiyorum. Ülkemizde 1870’lerden beri uygulanmakta olan parlamenter sistemde yeterli birikimimiz oluşmuştur. Yeni sistem aramak yerine parlamenter sistemin aksayan yönleri düzeltilmeli, örneğin Cumhurbaşkanının yetkileri azaltılmalıdır. Zira Kenan Evren için 30 yıl önce hazırlanmış olan bu geniş yetkiler, parlamenter sistem yerine yarı başkanlık sistemine daha çok uyan yetkilerdir.

Toplumdaki Kutuplaşma

Toplumda giderek derinleşen, kaygı verici bir kutuplaşma yaşanmaktadır. Demokrasilerde insanların farklı düşüncede olmaları doğaldır. Doğal olmayan, farklı düşünce sahiplerinin birbirlerine güven duymamaları, birbirlerine karşı hoşgörü gösterememeleridir. Oysa demokrasi uzlaşma, hoşgörü ve diyalog rejimidir.

Halkoylamasının sonuçlarını değerlendirmede kutuplaşmanın etkileri daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki kutupta birbirine son derece aykırı görüşler mevcuttur:

  • Birinci görüş: Evet’çilere göre, ülkede aydınlık bir dönem başlamaktadır Askeri vesayet dönemleri, darbe kaygıları ortadan kalkmış, demokrasinin önü açılmıştır.

  • İkinci Görüş: Hayır’cılara göre ise karanlık bir döneme giriliyor, sivil vesayet dönemi başlıyor; yapılan değişikliklerle yargı yürütmenin etkisi altına giriyor ve kuvvetler ayrılığı son buluyor. Bir başka söyleyişle bütün yetkilerin yürütme organında, daha doğrusu Başbakan’da toplandığı bir döneme toplandığı bir döneme giriyoruz


Sonsöz

Kabul edilen anayasa değişiklikleri ile birlikte yeni bir döneme giriyoruz. Yeni dönemde kutuplaşmanın olumsuz etkilerinin giderilmesi, demokrasimizin yeni yaralar almaması için bütün siyasi partilere önemli sorumluluklar düşmektedir. Kuşkusuz bu konudaki öncülük iktidar partisine düşmektedir:

  • Yüksek yargı organlarının yeniden yapılanacağı bu dönemde AKP’ye düşen görev, kendisiyle ilgili kaygıları giderecek uygulamalarda bulunmak ve böylece karşıtlarına güven verebilmektir.

  • Muhalefete ve özellikle sol partilere düşen görev ise yalnızca ülkenin gelişmiş yörelerinde değil, diğer bölgelerde de güçlenebilmeleridir. Sol partiler de Türkiye’nin kıyılar dışındaki kesimlerine; Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz Bölgelerine açılabilmelidir.

Çoğunlukçu anlayışın egemen olduğu ve yargıyı ayak bağı sayan bir iktidar partisini frenleyebilmenin yolu, muhalefet partilerinin ciddi birer iktidar alternatifi konumuna gelebilmelerinden geçiyor.


 
Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı
Güvenlik Caddesi, Esenlik Sokak, No: 13/1, A.Ayrancı / ANKARA
Tel : (312) 467 04 62 – 427 49 23 Faks: (312) 427 40 10 E-posta: tesav@tesav.org.tr